Çöküşme (dekadans) Estetiği: Suburra


Klasik sinemada karşılaşılan iyiler ve kötüler diyalektiğinin ortadan kaldırıldığı ve çirkine odaklanan eserlerin sayısı çok değildir. Sanat tarihinde 1800’lü yılların ortalarında bir gurup sanatçının oluşturduğu Dekadanlar  gurubu Nietzsche, Shoupenhauer ve Bergson felsefelerini merkeze alarak modernizm;  siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullarının insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini hissetmiş ve sanatlarına konu yapmışlardı. Çirkini göstermekten zevk aldıklarını duyurdu bu sanatçılar. Aslında yaşadıkları çağda artık güzel pek de bişey kalmamıştı onların bakış açılarından. Özellikle Nietzsche’in efendi ve köle ahlakı temelli düşüncelerinden etkilenen sanatçılar için toplumsal dekadans yani çöküşme  veya tam karşılamasa bile yozlaşma görüngüleri özellikle kentleri sarmıştı. Sinemada ise dekadanlardan yıllar sonrasında benzer bir bakış açısı ile kurgulanmış filmlere  az sayıda da olsa tanık olduk. Luis Bunuel, Lars Von Trier bu anlamda önemli yönetmenler.

2015 yapım Suburra filmi ise toplumsal dekadansı gösteren örneklerin arasına ismini yazdırdı.  tarafından beyaz perdeye aktarılan film İtalya’da geçiyor. Siyaset ve ticaret ilişkisini ele alan film İtalya eski başbakanı Berlusconi’nin istifasından önceki 7 günü gösteriyor. Bu süreçte ele alınan karakterin dekadansın bir parçası oldukları ile ilgili imgeler üreten filmin duygusu oldukça güçlü.  Filmde gösterilen tüm karakterler sorunlu. Bu nedenle Klasik iyi kötü diyalektiği ile karşılmayan filmde modern hayatın kabul gören imgelerine ciddi bir saldırı söz konusu. Diğer taraftan iyi ve kötü insan kavramlarına Spinoza merkezli bakmaya bizi zorluyor. Yani kısaca iyi ve kötü insan yoktur iyilik veya kötülük üzerine eylem vardır. Bu bağlamda filmin karakterinin eylemleri oldukça sorunlu ve onları iyi olarak düşüneceğimiz diğer ifade ile gündelik hayatta sürekli kötü eylemleri görmezden gelmemize neden olacak ve yanıltıcı diğer eylemler filmde verilmiyor. örneğin mafya babası ama öğrenci okutuyor veya kötü eylem içinde bir siyasetçi ama hayvanları çok seviyor gibi. Bu tür bir yaklaşım iyilik ve kötülük arasındanki net ayrımı sinemada bulanıklaştırdığı gibi gerçek hayatta da başta kendimiz olmak üzere eylemlerimizin bilincinde olmamızı engelliyor. Kötü bir şey yaptım ama iyi şeyler de yapıyorum ve iyi bir insanın!!! o halde o yaptığım eylem kötü olamaz veya kötü bir eylem yapan arkadaşım genelde iyi eylemler yapıyor o iyi bir insan istemeden yapmıştır falan filan… sonuç olarak insanları iyi veya kötü olarak değil eylemlerle değerlendirmemiz konusunda film çok kararlı… Karakterler Nietzsche’nin tanımladığı ve sorunlu olarak lanse ettiği “Büyük insan” ve “Üstün insan”‘ın günümüzdeki  belirişleri. ( Üst insan kavramı ve üstün insan kavramlarının farklı olduğunu ve üst insanın gücü insanlık adına olumlu kullanan yaratıcı bir karakter olduğunu hatırlatalım). bu yüzden de iyilik ve kötülük arasında seçimleri genellikle güç kullanımı bağlamında kötülük temelli gerçekleşiyor.

Bir güç çatışması italya için özellikle geçerli olan mafya üzerinden anlatılıyor filmde.  Klasik mafya filmlerinin çok üstünde bu arada çünkü klasik bir anlatısı yok. Bir kıyaslama yaparsak özellikle Baba  filminde, mafya üyesi olmasına rağmen ana karakterlerle (örneğin Al pacino)bir özdeşleşme çoğu insan için mümkündür. Baba’daki karakterin  gücünü olumsuz kullanması filmde pek de önemli bir sorun değildir. Elbette bu Baba filmi için bir eleştiri değil daha çok bir durum tespiti. yukarıda konuştuğumuz iyi ve kötüyü kavrama ile ilgili aslında mevzu. Lakin bu filmde gösterilen mafya veya siyasiler ile empati kurmanız özdeşleşmeniz beklenmiyor, istenmiyor ve bu yüzden de anlatı eylemler çerçevesinde buna göre kuruluyor . Dışardan onların var oluşlarına eleştirel anlamda bakmanız bekleniyor. Tüm karakterlerin sorunlu olduğu bu film bir saatin alarmının güçlü bir şekilde çalması gibi uyandırıcı bir etki gösteriyor.

 Görüntü yönetimi, kurgusu ve oyunculuğu da oldukça başarılı. Dekadan estetiğinin pek çok özelliğin barındıran bu filmi izlemenizi öneririm.

Director:

Stefano Sollima

Writers:

Giancarlo De Cataldo (story),  Carlo Bonini (story)  |8 more credits »

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s