Son Umut: Bir Distopya Üstüne


2006 yılındayız. İkiz kuleler yıkılalı 5 sene olmuş, Londra saldırılarında yüzlerce insan ölmüş. Türkiyenin uzunbir süredir uğraştığı  ve diğerlerinin görmezden geldiği terör dünyanın diğer pek çok gelişmiş ülkesi için kısmi de olsa bir gerçekliğe dönüşmüşmeye başlamış bu yıllarda. Aslında bu gün o yıllara bakıldığında dünya siyaseti için insani anlamda terörün bir gerçekliğe dönüştüğünü söylemek pek de mümkün değil olsa olsa yeni rant kapılarının açılması gibi bir gerçeklik ortaya çıkmış. Oysa ki o yıllarda ve hatta öncesinde sanat ve düşün dünyasından insanların dünyanın yavaş yavaş bir distopyaya doğru evrildiğini anlatma çabaları olduğunu iyi biliyoruz.

Tartışmaların yoğun olarak yapıldığı bu süreçte karşımıza çıkan Son Umut filmi bu süreci çok daha önceden 1992 yılında gören  P.D. James’in romandan döneme ve tartışmalara ışık tutatacak şekilde beyaz perdeye aktarılmıştı. Çok bilinen “1984 veya Cesur yeni dünyanın” sistemler üzerinden kurduğu distopyaların ötesinde “Son umut” tüm sistemlerin çöktüğü apokaliptik bir hikayeyi anlatmakta.  (Spoiler vermeden) Kısaca filmin konusu: insan türünün kısırlaşması ve artık üreyememesi ile son insanların hayatları ile ilgili. Bahsi geçen son insanlar ise dünyada İngiltere dışında kaotik bir terör ortamında yaşamaktadır. Devletler, ahlaki yapılar çökmüş ve herkes birbirini nedensiz bir şekilde öldürüyor. Bu esnada herkesin umutlarını kaybettiği bir anda gerçekleşen bir olay üzerine odaklanan senaryo ile günümüz insanına pek çok şey anlatılmak isteniyor.

Doğanın bir parçası olduğunu kabul ettiğimiz insan galiba doğa içinde  hastalanmış tek tür. Kendi doğasını aşan ve gerçekliği eğip bükebilen bu tür diğer tüm canlılardan farklı bir bir yapıya ulaşabilmiş. Bu durum diyalektik bir bakışla hem olumlu hem de olumsuz olarak yorumlanabilir. Bu hastalanma olumlu çünkü doğa üstü değerler yaratmış kendi ve diğer türleri,  aştığı doğayı korumayı amaçlayan düşünce yapıları oluşturmuş, yaşamı anlamayı, onu olumlamayı öğrenmiş, yaşamış  ve yaşatmış. Olumsuz çünkü olumlu olarak kabul edilen dünya ile ilgili tüm değerleri değersizleştirmiş (BKZ.nihilizm). Bunun sonucunda ortaya çıkan yegane sonuç ise ÖLÜM. Tabikii doğal bir ölümden söz etmiyoruz. Doğa durumunu aşmış sağlıksız zihinlerin yarattığı ölüm burada bahsedilen. Tüm çağlarda karşılaşatığımız bu durum günümüzde ise artık savaşlar, engizisyon gibi nedenlerle değil terör vasıtasıyla karşımıza çıkıyor. Çağdaş bir fenomen olarak terör ile  hastalıklı  zihinlerin dünyayı (Spinoza’nında ifadesi ile) zehirlediklerini görüyoruz. ( ülkemizde  yaşanılan terör olaylarını hastalıklı zihinler tarafından yaşama ait değerlere saldırılması ve yaşamın zehirlenmesi olarak okumak da mümkün.)

Son Umut filmi bu hastalanmış zihinlerin dünya üzerindeki etkilerini arttırmaları potansiyeli üzerine hazırlanmış senaryosu ile özellikle şu günlerde oldukça kıymetli. Fİlm tek başına değerlerin değerlerini kaybetmesinin çağımızdaki olası sonuçlarını bizlere gösteriyor. Bir distopya olarak 1992 yılında yazılan ve 2006 da sinema filmi olarak karşımıza çıkan bu eserin günümüzde yaşanılanları ve olası yaşanacakları anlatıyor olması izleyici üzerinde son derece etkili duygular yaratıcak. Sinema filmlerinin zaman zaman yarattığı duygulardan olan “kaygının” filmi izleyenleri günümüz koşulları da göz önünde bulundurarak her zamankinden fazla saracağını düşünüyorum. Bu anlamda ister terörle mücadele denilsin ister insan hayatının zehirlenmesinin önlenmesi olarak ifade edilsin, mevcut koşullardaki bilincin yeniden insani ve nihilizmden uzak yapılandırılması açısından da filmin önem taşıdığını belirtmek gerekmekte. Bu arada bu filmi 2006 da izleyenler de tekrar günün koşullarında bir kez daha izlediklerinde derinden bir kaygıya kapılacaklar.

Şimdi okuyucu soracak “Peki film buna karşı ne öneriyor?”. Açıkça hiç bir şey önermiyor ve sadece başımıza gelecek potansiyel olayları biraz da bilim kurgu türünün özelliklerini kullanarak bize gösteriyor. 1992 yılında kimsenin taşımadığı bir bilincin ürünü olan hikaye bu bilince ulaşmamız ve yaşamı olumlamamız, olası zehirlenmelere karşı, nihilizme karşı uyanık olmamız açısından sadece küçük bir dokunuş yapıyor. Bir filmden de başka ve daha büyük amaçlar ve hedefler beklemek haksızlık olacaktır kanısındayım.

2006 yılında izlesem o kadar etkilenmeyeceğim bu film bu gün beni oldukça etkiledi.

saygılarımla öneririm.

Son umut (2006)

Children of Men (original title)
|  1h 49min | DramaSci-FiThriller | 1 December 2006 (Turkey)

Director:

Alfonso Cuarón

Writers:

Alfonso Cuarón (screenplay),  Timothy J. Sexton(screenplay)  | 4 more credits »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s