Mitler ve şiddet: Última Parada 174


Bir insanın yaşadığı hayatı anlamlandırması ona anlatılan hikayeler ile ilgilidir. Hikayelerimiz, etrafımızdaki dünyanın bize belirişlerinin nasıl olacağına karar verirken, diğer bir bakış açısıyla da bu hikayelerin içerikleri   dünyanın en tehlikeli canlısı olan biolojik insanı kültürel insana evriltmek adına önemlidir.  Hikayelerin önemini anlamak için bir kaç dakika  bu gün hangi hisleri yaşadığınızı düşünürseniz, yaşadığınız bu hislerin altında hep hikayelerin olduğunu göreceksiniz. Uzun saçlı bir çocuğa ayar oldum, mercedesli adam ne kadar da sinir bozucu, şöyle kadınlardan nefret ediyorum…modern çağda insanların yaşadıkları varoluş vakumları (depresyon) veya yaşattıkları diğer tüm olumsuz şeylerin kökeninde kültürel insana dönüşebilmek için ihtiyaç duyduğumuz hikayelerin bozulması, unutulması ya da yerini biyolojik insanın var oluşunu destekleyecek hikayelere bırakması yatıyor.

Amerikalı mitolojist Joseph Campbell da toplumsal şiddetin yükselişini mitlerin kaybolmasına bağlıyor. Mitlersiz bir hayat elbette herkeste aynı düzeyde etki göstermiyor. Şehirleşmenin yükselişe geçtiği son 100 sene de ise özellikle yoksul insanlar ve onların çocukları üzerinden bu durumun yıkıcı bir etkisi olduğu düşüncesinde yazar. diğer bi ifade ile getto benzeri bir yerde doğmuşsan…

Genç insanların ve hatta çocukların içinde bulunduğu suç çeteleri modern dönemin önemli fenomenlerinden. Silah uyuşturucu fuhuş üçgeninden henüz küçük yaşlarda başlayan ve çoğu zaman kısa süren hayatlar. Şiddete ilginin hatsafada olduğu bu bu hayatların sosyolojik anlamda pek çok açıklaması var elbet. Örneğin Barry SAnders ‘da bu gençlerin şiddet ve suça meyilini görsel kültürün yıkıcı etkisine ve okuma yazmanın olmamasına bağlamakta (kanımca eksik). Elbet kapitalizmin yıkıcı etkisinden de söz etmek gerekiyor. Ama bunların dışında Joseph Campbell’ın sözlerini de hatırlamak gerek. Kısaca yoksulluk, eğitimsizlik ve ilgisizlik  içindeki bu tür genç insanlarkültürel insana dönüşecek hikayalerden mahrumlar ve çaresizler. Fakat hikayelerini kendileri yaratıyorlar ve hatta rituellerini de (çetelerin bilinen katılma ritüelleri). yarattıkları bu hikayeler ve anlam dünyaları ise bir kişiyi kolayca öldürebilmek, ya da başka bir suçu işlemek için pek çok neden sunuyor onlara. böylelikle kendi yarattıkları mitler çoğu zaman trajik sonlarını hazırlıyor.

Kısaca anlatmaya çalıştığım mitsizlik ve alt kültürün mitlerinin sorunları ile ilgili imgelere ulaşmak ise Brezilya yapımı Última Parada 174 filmi ile mümkün. Sokakta gördüğün ve kimi zaman korktuğun o çocuklar varya işte onların hikayesi. Yokluk, sefillik, suç ve ölüm.  Senaryo  kurgu, görsel düzenlemeler gayet başarılı. unutmadan yine önemli bir fenomen RAP müzik ve bahsettiğimiz  kültürel atmosfer arasındaki hatta okuma yazma bilmeme arasındaki bağlantıda filmde gösterilmekte. Mitlerin ise dolaylı yoldan gösterildiği bu filmi izledikten sonra Joseph Campbell’ın “Mitolojinin Gücü” isimli kitabını da okumanızı öneririm.  Bu arada film boyunca izleyeceğiniz şiddetin ve diğer tüm şiddet şekilerinin ortadan kalkması kültürel insanı destekleyen yeni mitlerin ortaya çıkarılması ile ilgili. Yeni mitleri oluşturacak kişiler ise sanatçılar  (Campbell de destekliyor).

saygılarımla öneririm

İMDB puanı : 7.1

Benim Puanın: 8

Director:

Bruno Barreto

Writer:

Bráulio Mantovani (screenplay)

Mitler ve şiddet: Última Parada 174” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s