Öğretmenler ölür, Ruha dokunuşlar baki kalır: The Chorus


Tabula rosa yani boş levha. Kaba hatları ile bir bebek dünyaya gelir ve onun zihni (bilinci) bomboştur. Zaman içinde boş bir levhadan dolu ve çoğu zamanda kirli bir levhaya ulaşılır. Kirli olarak nitelendirmem dünyada şuan insanlığın yaşadıkları ile ilgili. Değilse kim düşünebilir ki bir bebeğin ilerde çok kötü şeyler yapabileceğini.

 Bir genç insan belki başarısız, belki ilgisiz, belki haylaz, belki şiddete meyilli, belki gelecekteki bir suçlu,  belki de size göre ondan bişey olmaz ya da belki doğuştan kötü (buna asla katılmadığımı söylemek isterim)…. tüm bunların böyle görülmesindeki  nedenler neler olabilir acaba? Acaba hiç de işe yaramaz gözüken problemli bir kişinin kirlenmiş levhasını değiştirmek onlara farklı bakış açıları kazandırmak, yeni bir bilinçle hayata tutunmaları için amaçlar vermek mümküm mü? Diğer bir ifade ile yeni bir öznellik yaşaması için levhasındaki imgeleri ve anlamlar dünyasını temizlemek ve başka bir insan yaratmak söz konusu mudur?

Son yıllarda eğitim, sanat ve dahası hayatla ilgili izlediğim en filmlerden olduğunu rahatlıkla söyleyeceğim The chorus yeni öznellikler yaratmanın sırlarını fısıldıyor. Film bize, eğitim zannettiğimiz ve açıkçası diploma dağıtılan kurumların ya da ıslah kurumlarının ahlaklı, erdemli, iyilik üzerine düşünen, vicdan sahibi kişiler sayesinde  tabula rosaların yeniden yapılandırabileğini, yeni bilinçlerin mümkün olduğunu düşündürüyor ve umutlandırıyor. Dikkatinizi çekmek isterim iyi bir eğitim sistemine vurgu yapmıyorum. Çünkü sistemler eğer  ahlaksız vicdansız ve düşünmesini bilmeyen insanlar ile yürütülüyorsa sadece teorikte iyidir gerisi bir çöplük…. bu anlamda filmde yapılan birey vurgusunun oldukça önemli olduğunu söylemek gerek. Çünkü günümüz eğitimcilerinin (ben dahil) en popüler söylemi suçu sisteme atmak üzerine.  Sistemlerin problemli olduğunu görecek zekaya sahip olanlar… hepimiz bence şunu sormalıyız kaç ruha dokunuş yapabildim. (önce tabii kendi ruhlarımızı terbiye etmeli ilim sahibi olmalı, kendi saçma öznelliklerimizi genç beyinlere aşılamaya çalışmamalı, bilincimizi geliştirmeli ve bunun bir sonu olmadığını hep bilmeli…). Şu anlaşılmalı ki birey ahlaklı, vicdanlı ve gelişmiş bir bilince sahipse….

Doğa, evren (ne derseniz) bizlere ruhlara dokunuşlar yapmak onları olumlu anlamda değiştirmek için elbette eğitimin yanında oldukça önemli bir armağını veriyor … SANAT… The chorus hem eğitim hem de sanatın insanları nasıl olumlu anlamda değiştirebileceği üzerine oldukça etkili bir film. Yeni bilinçler yaratmak için Foucault’ unda önerdiği gibi sanata ihtiyacımız var.  Sanatın muazzam etkisi iyi insanların elinde dünyayı cennete çevirmeye yetecektir. ( İyi oldukça belirsiz bir kavram ama sanırım filmi izleyince en azından bu konuda iyiden kastımı anlayacaksınız).

daha fazla söze gerek yok kanımca izlediğinizde teşekkür edeceksiniz

Yönetmen: Christophe Barratier

İMDB Puanı: 7.9

Not: Ağlak filmleri sevmem kısaca duygu sömürüsünü sevmem ama gözler yaşarır demedi demeyin 🙂

Öğretmenler ölür, Ruha dokunuşlar baki kalır: The Chorus” üzerine 2 yorum

  1. Tek kelimeye şahane ve olağanüstü bir yazı benim de bu yönden ufkumu açıp katkıda bulunduğunuz için minnettarım. Yazısını çok haklı ve doğru buluyorum. Yazılarınızı dikkatle takip edeceğim ilerleyen zamanlarda tekrar sağolun varolun. Saygılarımla…

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s